Back to home page

   English Language ENG    Greek Language GRE    Polish Language POL    Turkish Language TUR    Estonian Language EST  


Orman Yangınları Volkanlar, Tsunamiler ve diğer tehlikeler Depremler Heyelanlar Taşkınlar ve fırtınalar Farklı tehlikeler arasındaki etkileşim
Introduction

Depremler. Depremler bir fay boyunca enerjinin boşalması sonucu meydana gelirler. Bunlar tektonik plaka sınırlarında yaygın şekilde olmakla birlikte, her yerde meydana gelebilirler. Sadece birkaç saniye içinde tamamlanmakla birlikte depremler; yapılarda, gaz ve su borularında, enerji ve iletişim hatlarında ve karayollarında önemli düzeyde hasarlara neden olabilirler. Ani ve belirgin tehditlerinin yanı sıra, depremler diğer değişik doğal tehlikeleri de tetikleyebilir. Esasen güncel depremlerde hasarın başlıca nedeni genellikle gaz borularının ve enerji hatlarının kırılmasıyla başlayan yangınlardır. Yamaç duraysızlıkları (heyelanlar) depremlerle ilgili enerjinin boşalmasıyla tetiklenebilirler. Okyanus veya büyük göllerde deprem olması halinde tsunami gelişebilir ve kıyıları su basabilir. Depremler, volkanik aktivitelere bağlı olarak da meydana gelebilirler ve bu durumda değişik türde ek tehlikeler oluşturabilirler.

Deprem nedir?

Deprem, faylar üzerinde yarı düzlemsel deformasyon zonları boyunca oluşan hareketler nedeniyle yeryüzünün sarsılmasıdır. Katı yerkabuğu yavaş ancak sabit hızla hareket eder. Depremler, oluşan gerilmenin büyüklüğünün yerkabuğunu oluşturan malzemenin dayanımını aştığı zaman meydana gelir. Bu koşul, daha çok yerin litosfer tabakasının parçalara ayrılmış olduğu tektonik plakaların sınırlarında  gerçekleşir.

Depremler nasıl meydana gelir?

Bilim insanları depremlerin nasıl meydana geldiğini açıklamak için plaka tektoniği adı verilen bir kuram geliştirmişlerdir. Bu kurama göre, dünyanın dış kabuğu 10 tane geniş,  20 tane de küçük katı plakadan oluşmaktadır. Her plaka; yer kabuğunun bir parçasından ve kabuğun altındaki kalın ve sıcak mantonun bir kısmından oluşmaktadır. Bilim insanları kabuğun bu kısmına ve üst mantoya litosfer adını vermişlerdir. Plakalar, astonosfer adı verilen mantodaki sıcak ve yumuşak kaya zonunun üzerinde yavaş ve sürekli bir biçimde hareket ederler. Plakalar hareket ettikçe, birbirleriyle çarpışır, birbirlerinden uzaklaşır veya göreceli olarak birbirlerinin yanından geçerler.

Plakaların hareketi,  plaka kenarlarındaki kayaları deformasyona uğratır ve bunların çevresinde  fay zonlarının oluşmasına neden olur. Bazı fayların parçaları (segmentleri) boyunca kaya yerinde kitlenir ve plakalar kayamaz. Fayın her iki tarafındaki kayada  gerilme birikimi olur ve bu birikim kayanın kırılarak deprem sırasında ötelenmesine yol açar.

Bir deprem olduğunda, kayanın ani şekilde kırılmasıyla kayada biriken enerji serbest kalır ve sismik dalga adı verilen bu serbest enerji yer kabuğunda yayılır. Sismik dalgalar depremin odağından tüm yönlerde ve giderek yavaşlamak suretiyle yayılırlar. Bu davranış biçimi, deprem odağından en uzaktaki bir yerin neden daha az sarsınıtıya maruz kaldığının gerekçesidir.

Depremler ne zaman ve hangi sıklıkta meydana gelirler?

Bu, bilim insanlarını en fazla sıkıştıran ve tam olarak yanıtlanamayan bir sorudur. Bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur. Yerel jeotektonik koşulara bağlıdır. Araştırmacılar büyük depremler için tekrarlanma aralığını belirlemeye çalışırlar, böylece herhangi bir saha için tehlikeyi belirleme açısından en uygun yöntemi tanımlarlar. Bu amaca ulaşmak için bilim insanları; sismoloji, jeoloji, arkeoloji vd. gibi bilim dallarından alabilecekleri tüm desteği kullanırlar.

Depremlerin etkileri nelerdir (olumlu - olumsuz, kısa dönemli - uzun dönemli)?

Dünyada her gün deprem olmaktadır, ancak bunların önemli bir bölümü çok küçük olup, hasara neden olmazlar. Bununla birlikte, büyüklüklerine bağlı olarak, depremler ağır hasarlara ve can kayıplarına yol açabilirler. Büyük depremler, aşağıda belirtilen etkileriyle ciddi tahribata ve önemli düzeyde can kaybına neden olurlar:

  • Fay (yüzey) kırığı.
  • Sarsıcı yer hareketi (örneğin; sallanma).
  • Su baskını (örneğin; tsunami, baraj yıkılması).
  • Değişik türde kalıcı zemin deformasyonları (örneğin; sıvılaşma, heyelan).
  • Yangın ve zararlı maddelerin açığa çıkması.
Herhangi bir depremde yukarıda belirtilen etkilerden herhangi biri baskın olabilir ve geçmiş depremlerde bu etkilerden herhangi biri  hasara ve büyük can kaybına neden olmuştur. Ancak çok sayıda deprem dikkate alındığında bu etkiler arasında sallanma en baskın olan etkidir ve yaygın şekilde hasara neden olmuştur. Genel olarak depremlerin bazı olumlu yönlerinin olduğunu söylemek çok zordur. Karar vericilerin uzun dönemde depreme duyarlı bölgelerde iyileştirme amacıyla parasal kaynak bulma konusundaki çabalarını  da belirtmek gerekir. 

Depremlere karşı bilim ne yapabilir?

Deprem tehlikesiyle ilgili yalaşım iki yönlüdür:

Öncelikle; sismoloji, deprem jeolojisi vd. gibi temel alanlarda bilim insanları:

  • Depreme neden olan faktörlerin belirlenmesi ve deprem kırığının gelişiminin anlaşılması için çaba gösterirler.
  • Deprem tehlikesi olan alanların tanımlanması için jeolojik yapı üzerinde araştırma yaparlar. Sismik zonlama, temel araştırmaların sonuçlarına göre yapılır.

İkinci aşamada; inşaat mühendisliği ve mühendislik jeolojisi alanlarında yapılacak araştırmalarla bilim insanları depremden kaynaklanan sarsıntılara karşı daha dayanıklı yeni inşaat yöntemlerini ve malzmelerini geliştirmeye çalışırlar. Yapı yönetmelikleri en güncel araştırmaların sonuçlarına göre sürekli olarak değiştirilir ve ve adapte edilir.

SHIELD Sergilerinde sunulacak olan seçilmiş RTD Projeleri

      Depremlerle ilgili RTD projeleri için tıklayınız

 

Fotoğraflar ...
click to enlarge
1999 Kocaeli (Türkiye) depremi sırasında Gölcük stadyumunu da etkileyen normal faylanma. Fayın tavan bloğu (fotoğrafın sağ tarafı) ortalama 2m kadar çökmüş ve denizin karayı basmasına neden olmuştur.
click to enlarge
1999 Kocaeli (Türkiye) depremi sırasında Adapazarı'nda  sıvılaşma nedeniyle geriye yatmış bir bina. Bunun gibi ikincil deprem etkileri depremin kendisinden daha çok tahrip edici olabilmektedir.
click to enlarge
1999 Düzce depremi sırasında doğrultu atımlı Kuzey Anadolu Fayı boyunca gelişmiş sağ yönlü yanal atım. Kuzey Anadolu Fayı, dünyada yüksek derecede sismik riske sahip en tehlikeli aktif faylardan biridir.  Türkiye'yi  kuzeyden boyuna kateden bu fay, Ege Denizi'nde son bulur.
Bunları biliyormusunuz ...
Gerçekte Dünya üzerinde faylanmaya maruz kalmamış herhangi bir yer yoktur. Bununla birlikte fayın niteliği, depreme duyarlı alanlar hakkında karar verilmesinde yegane faktördür.
Bilim insanları depremlerin tekrarlanması konusunda daha iyi tahmin yapabilmek amacıyla çeşitli göstergelerden yararlanırlar. Kesin deprem tahmini imkansız gözükmektedir.
Bilim insanları geçmişte meydana gelmiş depremlerin izlerini bulabilmek için tarihi kaynaklardan ( arkeolojik araştırmalar, tarihi yayınlar vd.) yararlanırlar.
Richter ölçeği, depremlerin büyüklüklerini ölçmek için yaygın şekilde kullanılır.  Bu ölçek logaritmiktir. Örneğin; 6 büyüklüğündeki bir deprem 5 büyüklüğündeki bir depremden 10 kat daha büyüktür ve 31 kat daha fazla enerjiyi açığa çıkarır.
Değiştirilmiş Mercalli ölçeği, hissedilen etkilere göre 12 dereceden oluşan bir ölçek olup, depremin şiddetini tanımlar.
Ortalama olarak, gerçekten güçlü bir deprem her iki yılda bir kezden az meydana gelir. En azından 40 tane orta derecede deprem dünyanın bazı yerlerinde hasara yol açar. Bilim insanları, her gün  herhangi bir hasara neden olmayan 8000 küçük depremin meydana geldiğini tahmin etmektedirler. Bu depremlerin 1100'ü canlıların hissedebileceği  kadar güçlüdür.
Kaydedilmiş en büyük deprem Richter ölçeğine göre 8.6 büyüklüğündedir.
Sözlük
(Bazı anahtar sözcüklerin tanımı ve kısa açıklamaları)
 |  Ana Sayfa  |  Haberler - Güncel  |  Doğal Tehlikeler  |  Proje tanımı  |  RTD Projeleri  |  Avrupa Bilim Haftası  | 

SHIELD PROJECT - - Powered by DOTSOFT